AnasayfaAnasayfa  PortalPortal  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 CEZA RÖPORTAJ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
bozkurt genc
Yönetici
Yönetici
avatar

Mesaj Sayısı : 133
Kayıt tarihi : 11/02/08
Yaş : 31
Nerden : STUTTGART

MesajKonu: CEZA RÖPORTAJ   Cuma Şub. 15, 2008 8:23 pm

14 yaşındaki oğlum Deniz önce "Sesini kıs" diye uyarıyordum, bir yandan "Ne anlıyor bu müzikten!" diye söylenirken. Sonra "Odanda dinle" şartı getirdim. Kapısını da kapattırarak. Yaparım tabii, aramızda 30 yıl var, annem de bana hep "Bağırtma şu kadınları" diye kızardı. Ancak, ben anneme operayı sevdiremedin ama Deniz, sabırla uyguladığı stratejisi sayesinde benim bu "şeye" dikkatimi çekmeyi başardı.


Uzun bir otomobil seyahatinde, kendimi ilgiyle Ceza dinlerken, hatta yaşıtım bir iki arkadaşıma dinletirken buldum. Hızlı konuşmaktan ibaret sandığım şeyin aslında bir müzik oluşturduğunu, konuşmaktan güzel melodiler doğabildiğini oldukça geç ve biraz da utanarak farkettim. Üstelik akıllıca şeyler söylüyordu bu çocuk. Öyle abuk sabuk kelimelerin arka arkaya getirilmesinden ibaret değildi sözleri. Aralarda anlamadığım çok ifade oluyordu yine de ama Deniz de anlamıyordu onları. Her zamanki gibi, sözlüğe ya da internete bakmak yerine, bana soruyordu. Sonuçta Denizrin Cezayı anlama çabasıyla sorduğu sorular o kadar çoğaldı ki, "Bak yeni albümü de çıkıyormuş. Gel gidelim, röportajı sen yap" dedim bir gün. Yeşil gözleri kocaman açıldı. O kadar inanılmaz bir şeydi ki bu onun için, koltuktan düşüyordu. Geçtiğimiz hafta, stüdyoda Ceza adıyla tanınan Bilgin Özçalkanın elini sıkarken de bayılacak zannettim. Ama bayılmadı, sorularını biraz heyecanlanarak da olsa sordu. Özetle, bu sayfada okuyacağınız röportajda, ben bu konuda cahil, biraz da ukala anne rolündeyim. Röportajı Hürriyet için oğlum Deniz Karahalı yaptı.


Rap dinlemeyen insanlar bile gelip beni tebrik ediyor, demişsiniz bir yerde. Onlardan biri olarak buradayım.


- Çok teşekkürler. Bizim de yıllardır anlatmak istediğimiz şey bu. Son zamanlarda Anadolu'da müziğin tarihini araştırıyorum. Anadolu'ya saz girmeden önce bin yıl boyunca, aşıklar doğaçlama bir şekilde konuşarak atışırlarmış. Boyunlarına taktıkları zil gibi şeylerle ritim yaparlarmış. Belli ölçülerde söylerlermiş. Bunun adı Şakkiye imiş.


Rap yeni ve dış mihraklı bir müzik değil, o zamanda da vardı diyorsunuz...


- Aynen. Bunu yapan insanlar o zaman deli olarak görülüp taşlanıyorlarmış. İnsanlar rap müzik için hep Amerikan müziği, Amerikan emperyalizmi, özentilik falan diyor. Ama biz bu müziği Türkçe yapıyoruz. Zaten türkü ve Türk Sanat Müziği dışındaki tüm müzikler bize batıdan veya başka bir kültürden gelmiş. Anadoluya saz girince de bu sefer, bunun içinde şeytan var demişler. Dertli'nin "Şeytan bunun neresinde" türküsü o yüzden yazılmış. Rock için de söylediler, şimdi rap için söylüyorlar.


KİMİ CEZALANDIRIYORSUN


Adını neden Ceza koydun?
Eskiden katıldığın hip hop yarışmalarında çok başarılıymışsın, "cezamız geldi" diyorlarmış, ondan mı? Yoksa yaptığın müzikle herkesi cezalandırdığın için mi?


- İkisi de doğru aslında. Ayrıca Ceza hem yurtiçinde, hem yurtdışında çok rahat telaffuz edilen bir kelime.


Cezalandırmaktan kasıt ne, nasıl cezalandırılıyor insanlar bu müzikle?


- Bunun içinde mecaziyet var. Yaptığınız müzikle, anlattıklarınızla, eleştirilerinizle insanlara ceza vermiş oluyorsunuz. Bu bir ****for tabii. Somut bir cezalandırma değil.


Nefret var bir de... İlk grup.


- 1998'de kurduk Nefret'i. Etrafta hiç rap yoktu. Bütün şarkılar aşktan bahseden duygusal şarkılardı. Dünyada sanki sadece aşk, sevgi yok. Her gün yaşadığımız duygulara bakarsanız, içinde nefret de var. Dünyayla ilgili olanlar, sosyal problemler, bir sürü şey var.


Şarkılarında Üsküdar, Karacaahmet çok geçiyor. Neden?


- Üsküdar doğduğum yer. Babamın da doğduğu, ailemin yaşadığı yer. Her şeyi orada yaşadım. Bu yüzden çok değerli benim için. İkincisi çok kültürlü bir mahalleydi benim büyüdüğüm. Yahudi, Ermeni, Rum komşularla, onların çocuklarıyla geçti hayatım. Kilise vardı, cami, havra bir aradaydı. Şarkılarımda da hep çokkültürlülüğü anlatmaya çalışıyorum, insanları ayırmamak gerektiğini söylüyorum.


Hep bir itirazınız var, nelere en çok?


- Haksızlıklara en başta. Önyargılara. Savaşa, soykırıma, toplumu bölmeye, insanları ayırmaya... Ama bunların dışında, yeni albümde eğlenceli şeyler de var.


Kim kızıyor en çok dobra bir şekilde, kızgınlıkla, bazen küfürle yapılan bu itirazlara?


- Yarası olanlar gocunuyor. Ben durup dururken kimseye saldırmadım. Bir iki olay olmuştur belki. Ama çok kavga oldu hayatımda. Okul yılları kötüydü, ödevler dayatmaydı, daha ilkokulda dayak yemeye başladık. Sonra kıyafetimizden, küpemizden, söylediğimiz şarkılardan dolayı dayak yedik. Küfüre gelince, Neyzen Tevfik, küfür dilin cilasıdır, demiş. Tabii kimsenin namusuna aşırı hakaret etmedikçe... Yerinde kullanınca iyi bir şey küfür.


Her darbede bir arbede başlatılıyor işte, diyorsun. Sen solcu musun?


- Demokratım ben. Solcu sağcı diye insanları sınıflandırmayı sevmiyorum. Orada bahsettiğim farklı bir şey. Politikacıları anlatan bir şarkıydı o. Seçim dönemiydi.


Gerçekten o kadar hızlı "icra ediyor" musunuz o şarkıları, yoksa teknik yardım var mı? Hızlandırma filan...


- Yok. Kesinlikle teknik bir olay yok, tamamen doğal. Çok çalıştım. Sesli kitap okumakla başladım, rap yapar gibi. Giderek daha anlaşılır oluyor. Son albüm en anlaşılır olan oldu.


Gençlere ne önerirsin, nasıl çalışalım?


Önce çok okumak lazım. Çünkü bu düşünceye dayalı bir müzik. Okul bana fazla bir şey sevdirmedi ama, gençlerin okuması lazım. Ansiklopedi, sözlük, kitap. Sağlam adımlar atmak lazım. Bir de insanlara sataşmaktan çok eleştirmeleri, kıskançlıktan, çekememezlikten uzak kalıcı işler yapmaları gerekiyor. MP3'lerini internete koyup birbirlerine küfür ederek olmaz. Emek hırsızlığıyla da olmaz.


Normal hayatta kullandığınız kelimeler değildir herhalde. Sözleri yazarken, sözlük yardımı alıyor olmalısınız.


En çok baktığım kaynak sözlük. Özel kelimeleri kullanmayı seviyorum. Bu işin öztürkçeyle yapılması çok zor yani.


Söylüyorsun bir şarkıda, bana yazdıklarımın anlamını sormayın, yazdıklarım benim zaten anlamım, diyorsun da ****fiziksel ihtilal ne demek?


Her şeyin tersine dönmesi bir anda, birbirine karışması. Allak bullak olup, hiçbir şeyin yolunda gitmemesi. Me Ta fizik dendiğinde bütün dünyayı ilgilendiren bir şey, bunun içinde de mecaziyet var.


HERKES RAP TAKILIYOR


DENİZ - Ben çıktığın ilk günlerde, Eminem filan dinliyordum. Sen çıktın, seni dinledim. Sonra herkes rap yapmaya başladı. Şimdiyse pop şarkıcıları rap tarzı klipler yapıyor. Herkes rap takılıyor...


- Bakıyorlar Avrupa'daki örneklere, müzik kanallarına. Dünyada şimdi bunlar tutuyor, biz de bunlarla Türkiye'deki insanları rahatça kandırabiliriz, diyorlar. Arabesk söyleyeyim, ama Brezilyalı kızlar olsun. Hareketli şarkı yapayım rap gibi danslar olsun, diyorlar. Dış görünüşe bakmamak lazım.


Ama bir yandan da rap'in popülerleşmesi anlamına gelmiyor mu bu?


- Evet bir anlamda öyle. Demek ki insanları etkileyebiliyoruz. Ama gerçek değil. İnsanlar aradaki farkı görebilmeli. Onun rap'iyle benimkini bir araya, aynı kefeye koymamalı.


Nargilenin dumanına benzer hayallerim, sadece beni zehirler ve uçup gider, diyorsun. Hayallerin o kadar olanaksız mı?


- Yeni albümde de var mesela, hayallerim planlarımdan daha güzel... Küçükken hayallerimiz vardır, ailem olsun, arkadaşlarım olsun, yapacağım şeylerle ilgili benim de hayallerim vardı. Ama birçoğu olmadı, hayatın düşündüğümüz gibi olmadığını gördük. Hayat zarar veriyor insana. Hayalkırıklığı var.


Umut?


- O da var, inşallah her şey güzel olacak.


Ama biraz da megalomani var...


Sadece müziğimle ilgili. Onun dışında değilim.


Evet bir şarkı sözü var; Siz mikroorganizmalar ben Nemrut Dağ...


O benle uğraşanlar içindi.


ELEKTRİK İDARESİNDE ÇALIŞIRKEN RAPSTAR OLDU


1977 doğumlu Ceza, Haydarpaşa Meslek Lisesi'nin elektrik bölümünü zor bitirmiş. Öğretmenleri çok akıllı ama tembel olduğunu söylermiş hep. Aktaş Elektrik'te elektrik teknisyeni olarak çalışır, sayaçları kontrol eder, açar kaparken, bir yandan da rap yapar, hip hop yarışmalarında milletin başının cezası olurmuş. Yavaş yavaş tanınması, 1998'de Dr. Fuchs lakaplı arkadaşıyla kurduğu Nefret grubuyla başlıyor. Kendi çabalarıyla yaptıkları şarkıları "Yeraltı Operasyonu" adlı albüme sokmayı başaran ikili, daha sonra Hammer Müzikr1ten kendi albümlerini çıkarıyor: "Meclis-i Ala İstanbul" ve "Anahtar." Sonra yolları ayrılıyor, Ceza kendi albümlerini çıkarmaya başlıyor.


Medcezir ve Rapstar'dan sonra üçüncü solo albümü olan Yerli Plaka 29 Ağustosr17;ta piyasaya çıkıyor. Daha önce Candan Erçetin, Mercan Dede ve Burcu Güneş'le düet yapan Cezar'nın bu albümdeki sürprizi Sezen Aksu'yla düet. Şarkının adı, "Gelsin hayat bildiği gibi." Bir gece yazdığını, bitirdiğinde çok duygulandığını ve aklına sadece Sezen Aksu'nun geldiğini anlatıyor. O da sağolsun, kırmamış, birlikte stüdyoya girmiş. Tüm şarkıların çok duygu yüklü olduğunu söylüyor, ancak dinleyicilerin "Ne benim" adlı parçaya dikkat etmelerini belirtiyor. Dünyada Tech N9ne, Samy Deluxe ve Afrob'un konuk olduğu parçaların ses getireceğini ekliyor. Albüme adını veren "Yerli Plaka" adlı parçaya çekilen klibin senaryosunu kendi yazmış. Klibin yönetmeni, Thomas Garber.


Rap'e en çok yakışan eleştirel olan


Kötü çocuklar mı bu rap'çiler?


- Öyle diyemeyiz. Bütün ressamlar kötü müdür, gibi bir soru olur. Bu müziği daha faşist yapanlar var, sadece kızlardan paradan bahsedenler var, gangster tarzı yapanlar var, politik yapanlar var.


Siz hangisine yakınsınız?


- Ben daha hümanist bir insanım. Barışçı, daha gerçekçi şeyler anlatmaya çalışıyorum.


Hangisi ağırlıkta dünyada?


- Dünyada daha çok kızlar, para gibi şeylerden bahsedenler ağırlıkta. Gangster olayları popüler. Politik olan dünyanın her yerinde var ama çok ön plana çıkarmıyorlar.


Sizce hangisi daha çok yakışıyor rap'e?


- Galiba ciddi, politik, eleştirel olanı daha çok yakışıyor. Ama bu sonuçta zevk meselesi. Ben de eğlenceli şarkılar yapıyorum. O anda öyle hissedersiniz, yaparsınız. İnsanlar rap dinlerken eğlenmek de isteyebilir, çok doğal. Ama bütün tarzı öyle olan insanlar var. Fazla şeyini çıkarmamak lazım.


Kaç yaşına kadar yapılabilir bu müzik, bir yaş sınırı var mı?


- Bir yaş sınırı yok bence. O enerjiyi hissettikçe yapmak lazım. 500 konser verdim, hálá her çıkışta heyecanlanıyorum. Bu sürdükçe ben de sürdürmek niyetindeyim. Büyümek istemiyorum.


TRT'NİN ARABESKİ YASAKLAMASI GİBİ...


Powerturk gibi herkesin seyrettiği kanallarda yayınlanmıyor şarkılarımız. Bu bizzat Cem Hakkor'nun sözü; Türkçe rap yayınlanmaz. Biz de gençlere bize destek vermeyenlere destek vermemelerini söylüyoruz. Oysa ki Türkiye'de çok iyi gruplar var rap, punk, hatta en iyileri yeraltında. Herkesin seyrettiği kanallarda bu gençlere destek verilmesi lazım. Ama şimdi MTV Türkiye başlıyor, Dream TV'de, programlarda yayınlanıyordu zaten. Yine de yapılan şey iyiyse mutlaka hedefine ulaşıyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
CEZA RÖPORTAJ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Norm Ender RöportaJ
» Ender Röportaj
» Stern Dergisi Ropörtajı
» TripKolic Ropörtaj

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Müzikler Alemi :: Sanatçilarla Yapilan Röportajlar-
Buraya geçin: